Google+ Badge

3 Mart 2016 Perşembe

Is Pyaar Ko Kya Naam Doon ya da Bir Garip Aşk

Genel olarak bloğumda yemek üzerine yazıyorum. Lakin istisnalar kaideyi bozmaz bugün yine bir istisna yapayım. Küçüklüğümüzde babamızın bize öğrettiği TV'den sadece yararlı şeyleri izleyeceksiniz o da nadirdir dersinin bendeki yeri büyük. Lakin zaman ve zamana dair şeyleri öğrenmek için arada bir bakıveriyorsunuz. Haber izlerseniz son iki yıldır yandınız alev alev. Şehit haberleri ve hain tuzakları görmediğiniz akşam sevdiklerinize tatlı ısmarlamanız lazım. Tarih programları, bilgi yarışmaları ve bazen yabancı kanalların yemek yarışmalarıda vaktim varsa izlediklerimden.

Gel gelelim dizilerle neredeyse tamamen ilişkiyi kesmiştim. Eniştenin baldızına, kardeşin enişteye yazıldığı diziler bu yıl sapık üvey babalara dönmüş durumda. Ki ben en akım en beyazım diyen kanal bu sapık babalı diziyi hala yayınlıyor. Babalar sapık, anneler ahlaksız, kardeşler düşman akraba zaten akrep. Arkadaş da neymiş o zaten mutlaka arkadaşının yuvasını dağıtmakla meşgul. Arada bir şikayet edecek oluyorsunuz. Elime geçen cevap şıkları; a) Seyirci bunu istiyor, b)Beğenmiyorsanız izlemeyin kumanda elinizde c) sizin oturduğunuz muhite hitap etmeyebilir bu Etiler ve Bostancı civarına hitap ediyor d) Keyfimizin kahyası mısınız? e) Hakarete varan yazılamayacak cevaplar.

 İnsana yaşadığı dünyayı daraltan etrafında dolaşanlardan acaba bu da mı diye süphe ettirecek diziler bütün kanalları sardı. Arada bir bakın sizin beğenmediğiniz bizim falanca dizi ne kadar tuttu haberleri basıyorlar ki bana göre facia. İsmi lazım değil o diziler Dünyaya pazarlanırken işte Türk kültürü, Türk aile ahlakı ve yaşam tarzı bu denilecek zira.  Tarih dizisi yapılıyorsa Osmanlı Sarayı'na kaçak yerleşmiş İngiliz Kraliyet ailesinin maceraları niteliğinde abzürt taçların kullanıldığı haremde başlayıp, hamamda biten diziler yapılıyor. Hani eskiden kibar birini görenler; Sanki saraylı derlerdi ya bizim dizilerde avazı çıktığı kadar bağıran hatuna saraylı deniyordu. TRT iki yıldır bunun üstünden geldi yaptığı dizilerle tarihi elinden geldiği kadarıyla doğru olarak aktarmaya çalışıyor. Bizde tarih kitapları yazılmaya çok geç başlandığından ilk Osmanlı Vakanivüsü Halepli Mustafa Naima Efendi ve eseri Naima Tarihi olduğundan ki bu eserin yazımı 1591 ile 1659 yıllarına tekabül ediyor ondan önceki tam tarihi bilgilere erişmek zor. Ama zor diyerek iftira yoluna gidilmiyor. Elden gelenin en iyisi yapılmaya çalışılıyor. Tarih dizisi işi tamam ama biraz eğlenceli birşeyler izlesek derseniz işte o zaman yanıyorsunuz.

Babasız çocuklar, sapık babalı, para için ne yapacağını bilmez anneli diziler burada devreye giriyordu. Ta ki özel bir TV kanalında Is Pyaar Ko Kya Naam Doon ya da Bir Garip Aşk dizisine rastlayana kadar. Sonra netten birkaç arkadaş sen bizi dinle alt yazılı olarak diziyi izle dediler. Ve izledim üzüldüm hem de çok üzüldüm. Dizi dram içeriyor biraz ama benin üzüntümün çoğu diziye değil dizideki gidişatla bizim ülkemizdeki dizilerdeki gidişat farkıydı. Aradaki fark; Dizide esas oğlan ve esas kız farklı kişilerle evlenmedi. Evlenmeden çocukları olmadı. Bizde olsa mutlaka her iki tarafta başka kişilerler anlaşmalı evlenir sonra evlendikleri kişiler psikopatlaşır her ahlaksızlığı yapardı. Kimse eniştesini, baldızını sevmedi. Dizinin tescilli bir kötü adamı vardı dizinin sonuna kadar muradına eremedi.

Evlenmeden veya evlenirken yaptıkları dini ritüel sayısı ve zamanı dizinin yarısına denk gelirdi. Tapınaklarından çıkmadılar sayılır zaten evlerine bile bir yer hazılamışlardı o iş için. Her on sahneden beşi kendi dinleriyle ilgili sahnelerdi. Her on bölümde bir oruçtan bahsettiler. Zengini fakiri ayırım yapmadan tuttular kendi inanışlarına göre. Bizde orucu  dizideki kapıcı  veya hizmetçi karakterlere tuttururlar. Ama kimse irtica hortlar dememiş demek ki onlarda. Düğünlerini kendi dinlerine göre yaptılar. Bizde imam nikahını öyle bir veriyorlar ki küçük dilinizi yutarsınız. Bir dizi de birisi camiye sadece silah saklamaya ya da sahtekarlık yapmaya gidiyor. Bizim dışarıya pazarlandığı için övünme kaynağı olan dizilerimizdeki karakterlerin  hangi dine mensup izleyenlerin anlamaları oldukça zor. Gerçi Hollywood filmlerinde de karakterler dinlerinin tüm ritüellerini yerine getirirler ama  Bollywood onlarıda geçmiş.

Dizinin bizdeki yankısına bakarsak oyuncularından birisi Türkiyeye geldiği için fanlar sokaklara döküldü. Saatlerce yayınlayan kanalın önünde beklediler. Belki de hiç izlemedikleri o kanalı saatlerce izlediler. 400 bölümlük dizinin sonuna yaklaşırken bazı sevenleri netten zaten üç-dört kez izlediler. Bizde 13 bölümü bulamadan kaldırılan dizilere inatla. Ve maalesef vardığım acı sonuç: İslamiyet hariç hiçbir dinin ya da inanışın uyguladığı ritüeller kimseyi rahatsız etmiyor.


Yapımcılara ve tüm izleyici kitlesine naçizane tavsiyem; İzleyin ahlak seviyesi eksi otuzlara düşmeden milli kültür ve gelenek zedelenmeden de dizi yapılabilirmiş görün. Aile, kardeş sevgisi parçalanmadan , küçüğün büyüğü saydığı çok ta büyük miktarda paraların harcanmadığı dizi de izleniyormuş bunu da görün.

İzleyin lakin aman derim Kore dizileri gibi onları da alıp bizde uyarlamaya kalkışmayın zira 25 bölümlük diziyi 200 tamamlayabilmek için iki dizi katlettiniz zaten.

Ez cümle; Demek ki halk sadece öyle istediği veya aydın seyirci istediği için değil birileri istediği için yapılıyor diğer diziler. Hala devam edecek misiniz? Yapmayın her milletin bir kültürü vardır Siz buna ister varoş kültürü ister arka mahalle kültürü adını takın hala bu kültürü devam ettirenler çoğunlukta. Biraz vaktinizi harcayın oturun bakın anneleri, babaları, kardeşleri ve aileyi bu kadar değersizleştirmeyin.

Notcuk; Ben her ne kadar izleyip bitirdiysem de...Diziyi ellerinden geldiği kadar traşlayarak yayınlayan kanala teşekkürler.  Zira herşeyin para olmadığnı, aile değerlerine saygının dizinin ratingden önde tutmanın mümkün olduğunu, ahlakın eksiye düşmeden de dizi yayınlanabileceğini ispatladılar.

0 yorum :